!--Counter Kod Baslangici --> ) script type="text/javascript"> Karaman ili'nin tarihi ve ,kültürel özellikleri - Blogcu




Karaman ili'nin tarihi ve ,kültürel özellikleri

Karaman ili'nin tarihi ve ,kültürel özellikleri

KARAMAN ilindeki sosyal etkinlikler ve tanıtımı amacımcır.

din ve insan

18/8/2007

Bir Cuma günü Kuran okurken


S.A.

uykuya dalar ve


rüyasinda



Peygamber Efendimiz


onun


karsisindadir ve ona sunlari söyler:


Bir


hafta Içinde 7000 insanin ölecegini, ama hiç birinin de gerçek


bir Müslüman olmayacagini, Son zamanlarda pek çok kimsenin


Allahin istedigi düzgün ve dürüst isler yapmadigini,


bu


zamanlarin kötü

zamanlar oldugunu, Bu zamanda evli kadin


ve erkeklerin


eslerine sadik


kalmadiklarini,


genç kizlarin


erkekler gibi her yere girip-çikip gezer


olduklarini,


edepli


giyinmediklerini,


Tüm gençlerin velilerine ve diger insanlara saygi


göstermediklerini,


Zenginlerin fakirlerle


ilgilenmediklerini,


artik


sadaka


ve


zekât


vermez olduklarini,


Insanlarin namaz kilmadiklarini ve


oruç tutmadiklarini, oysa


Mahser


Gününün


yaklastigini,


Kisa bir


zaman


sonra gökte sadece bir yildiz


kalacagini


ve


dua


kapilarinin


kapanacagini,


Kurandaki yazilarin


silinerek


okunamaz


olacagini,


Günesin Dünyaya çok yaklasarak tersten


dogup


batacagini...


Peygamber efendimiz ayrica sunlari da ekler:



"Her


kim bunu okurken yaninda baskalari varsa onlarin da


duyacagi


sekilde


açiktan okusun. Bunu yapan kisiye Cennet de bir yer


ayrilir


ve


her


kim


bu mesaja inanmayacak olursa, ona da Cehennemden


bir yer


ayrilir. Bir dilek sahibi bu mesaji kopyalayip baska insanlara


dagittiginda dilegi yerine


gelir."


Rüyayi anlatan S.A. bunlarin dogru olduguna inandirmak için


su


yemini etmis: "Bunlar dogru degilse,


gerçek


bir


Müslüman


gibi


ölmeyeyim!"


Peygamber


Efendimiz yukaridaki durum tespitinden


sonra asagidaki tavsiyelerde


bulunur:


Günde bes


defa namaz kilin, Oruç


tutun, Hirsizlik yapmayin, Fakirlere yardim edin.


Her kim


bu


mesaji


25


kisiye dagitacak olursa, 3 gün


içerisinde mükâfatlandirilacaktir.


Biri bunu yapmis ve çalistigi firmadan zam


almis.


Biri inanmamis, sevdigi zarar görmüs,


bir


baskasi yarin


yaparim


demis,


fakat


yapamayacak


duruma


düsmüs.


Lütfen bunun yalan oldugunu sanmayin! Bu mesaji silip geçmeyin


ve


25 kişiye


yollayın!!! çok zor değil kopyala ve yapıştır!!!!!

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HABERLER

3/8/2007

 

 

 

 

 

 

 

Asker PKK'yı kıskaca aldı

Hozat’ın Kinzir Ormanları bölgesinde güvenlik güçleri, aralarında terör örgütü PKK’nın sözde Dersim eyalet komutanı olduğu söylenen ‘Baver’ kod adlı Süleyman Şahin’in de bulunduğu 40 teröristi kıstırdı.

Terörist Şahin’in geçen yıla kadar örgütün İran sorumluluğunu yaptığı, Eylül ayında Tunceli bölgesine gönderilerek Tunceli, Erzincan, Sivas ve Karadeniz bölge sorumluluğu verildiği kaydedildi. Terör örgütünün silahlı kanadı HPG’nin komuta kademesinde olan Şahin’in de bulunduğu 40 kişilik terörist grubun, ablukadan kurtulmak için Aliboğazı Mevkii’ne doğru kaçmaya çalıştığı belirtildi.

Sıkıştırılan teröristlerin bölgeden kaçmaması için alan tamamen kuşatılırken, teröristlerin yaz ve kış aylarında gizlendikleri ve stratejik bir konuma sahip meşelik ormanlık alana havadan Jandarma Özel Harekat Timleri indirildi. Teröristlerin bulunduğu alanlar havadan helikopterlerle bombalanmaya başlandı. Operasyonlarda sık sık çatışmalar olurken, Erzincan Jandarma Komutanlığı’na bağlı birlikler de teröristlerin kuşatmadan kurtulup, Munzur Dağları'na kaçmasını önlemek için bölgeyi kuşattı.

ŞİDDETLİ ÇATIŞMALAR

Tunceli’de büyük operasyon her geçen saat genişletilirken, Elazığ 3’nücü Ordu Komutanlığı’ndan bölgeye tekviye helikopterler gönderildi. Teröristlerin gizlendikleri alanlar Kobra helikopterlerle bombalanırken, Sikorsky helikopterlerle stratejik alanlara özel eğitimli Jandarma timleri indiriliyor.

Munzur Dağları ve Mercan Vadisi, Çambulak, Ahpanos Vadisi’nde teröristlerle sık sık sıcak temas sağlanırken, şiddetli çatışmaların yaşandığı bildirildi. Özellikle Ahpanos Vadisi’nde çıkan ve sabaha kadar süren çatışmanın sonuçları hakkında henüz bir bilgi edinilemedi.
Bu arada Hozat ve Ovacık ilçeleri arasındaki Karaoğlan Buzlutepe, Geyiksuyu, Buzlupınar ve Çed Deresi bölgelerine karadan çok sayıda askeri birlik sevk edildi.

KAÇTIKLARA ALANLARA MAYIN DÖŞÜYORLAR

Güvenlik güçlerinin dağlık ve ormanlık arazide kıstırdığı teröristler, kaçarken zaman kazanmak için ayrıldıkları bölgelere mayınlı tuzaklar kuruyor. Güvenlik güçleri mayınlı tuzaklara düşmemek için büyük bir dikkat içinde operasyonlarını sürdürüyor. Operasyon kapsamında bugüne kadar teröristlerin döşediği mayınlara basan 6 güvenlik görevlisi yaralandı.



:: ASKER SANDIĞINDA ÇIKAN OYLAR

Diyarbakır 2. Taktik Hava Üs Komutanlığında kullanılan yaklaşık 3 bin oydan 1500'ünün AKP'ye verildiği anlaşıldı. Sandıktan MHP'ye 900, CHP'nin ise 600 oy çıktı.

Türkiye genelinde olduğu gibi Diyarbakır'da aldığı oy oranı ile herkesi şaşırtan AKP, 2. Taktik Hava Üs Komutanlığı'nda kurulan sandıklardan 1500 oy aldığı belirlendi. 3 bine yakın asker ve askeri personelin bulunduğu komutanlıkta kullanılan ve geçerli sayılan oylardan 1500'ünün AKP'ye verildiği belirlendi.

MHP'nin 900, CHP'nin ise 600 oy aldığı Üs'te DTP'li bağımsızlara da oy çıktığı öğrenildi. Diyarbakır'da aldığı oy oranları ile 6 milletvekili çıkaran AKP'ye Hava Üssü'nden çıkan oyların özellikle subaylar tarafından verildiği ifade ediliyor.

Kayıp Silahlar Şehit Kanı Akıtıyor

3 askerimizi şehit ettikleri çatışmada öldürülen teröristlerin yanında ABD yapımı 2 M-16 otomatik tüfek bulundu

3 askerimizi şehit ettikleri çatışmada öldürülen teröristlerin yanında ABD yapımı 2 M-16 otomatik tüfek bulundu. Örgütün Amerikan yapımı silahları üst düzey sorumlulara verdiğini dikkate alan güvenlik güçleri, ölen teröristin bölgedeki üst düzey sorumlulardan biri olabileceğini kaydetti.

KAYIP Amerikan silahlarının PKK’lılara gittiği yolundaki tartışmalar sürerken, Tunceli’deki çatışmada öldürülen teröristlerin yanında ABD yapımı 2 adet M-16 tüfek bulundu. Önceki gece Kinzir Ormanları bölgesinde Hozat 5. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı’nda görevli askerlere PKK’lı teröristlerce ateş açılmış, saldırıda er İlhan Pekel yaralanmıştı. Kaçan teröristlerle Ovacık’ın Mercan Dağları kesiminde sıcak temas sağlandı. Teröristlerin açtığı ilk ateşte Jandarma Astsubay Üst Çavuş Fatih Çarman, jandarma komando erler Mehmet Kıl ve Murat Çökmez şehit olurken, 1 er de yaralandı. Çatışmada, 5 terörist öldürüldü. Teröristlerin üzerinden 5 adet Kaleşnikof tüfek, çok miktarda patlayıcı ve mühimmat çıkarken, eylem hazırlığında oldukları belirtildi. Sabah bölgede bir teröristin daha cesedi bulundu. Cesedin yanında ABD yapımı 2 adet M-16 otomatik tüfek olduğu görüldü. Akşam saatlerinde, Hozat İlçesi kırsalında 2 terörist daha öldürüldü. Böylece ölü terörist sayısı 8’e yükseldi.

Büyük Operasyon
PKK’lı teröristler, Hozat İlçesi’nde uzaktan kumandalı mayını patlatarak Piyade Uzman Çavuş Engin Ciğerci, piyade erler Seyithan Yetkin, Halil Şener, Harun Çalık ve Volkan İncel’i yaraladı. Yaralı askerler helikopterlerle Elazığ Askeri Hastanesi’ne kaldırıldı. Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı’nın sevk ve idaresinde, Tunceli merkez, Hozat, Ovacık ve Çemişgezek ilçelerinde 5 bin askerin katılımıyla sürdürülen operasyonlara, Kobra helikopterleri de havadan destek veriyor.

Göçerlere Dayak
Şırnak’ta ağaç kesimi yapmak için merkeze bağlı Görmeç Köyü yakınlarına giden köylülerin geçtiği yola yerleştirilen uzaktan kumandalı mayının patlatılması sonucu Koçağılı Köyü’nden Yahya Aykaç yaralandı. Uludere İlçesi’nde mayın patlaması sonucu 1 asker yaralandı. Yazlıca Yaylası’ndaki göçerlere ait çadırları basan bir grup terörist, kendilerine erzak vermek istemeyen göçerleri dövdükten sonra olay yerinden kaçtı.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KARAMAN ÜLKÜ OCAKLARI

1/8/2007

 

 

 

                                          

t_rkee.jpg

 

seess.gif

 

 

Basın Açıklaması (10-11-2005)

Türk milleti, tarihin her döneminde insanlık tarihine yön verme ve değiştirme başarısı gösteren büyük devlet adamları yetiştirmiştir. Milletimiz, bu özelliğini bugünkü devletimizin ve Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsiyetinde bir kez daha göstermiştir.

Türk Milleti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde verdiği milli mücadele ile bağımsızlığını, milli birlik ve beraberliğini güçlendirme, devletini sonsuza kadar yaşatma azim ve kararlılığını tüm dünyaya sergilemiştir. Mustafa Kemal Atatürk, bugün dünyanın önünde saygıyla eğildiği müstesna bir isimdir. Onun eşsiz askeri dehası ve milletine yol gösteren engin fikirleri hâla tazeliğini korumaktadır.

Atatürk'ün, Türk Milletine hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak ve demokrasi, barış ve özgürlük içerisinde yaşayan güçlü ve milli bir devlet olma yolunda milletimiz büyük mesafeler kat etmiştir. Ancak, bugün küreselleşmenin ve yenidünya düzeninde ülkelerarası ilişkilerin mahiyet değiştirmesinin de etkisi ile ülkemiz kritik bir dönemi yaşamaktadır. Özellikle siyasi iradenin Avrupa Birliği yolunda uyguladığı gayri milli politikalar, milletimizi ikinci bir Kurtuluş Savaşı şartlarıyla karşı karşıya bırakmıştır. Terör olaylarının ülkemizde yeniden dirilişe geçmesi, her gün bu acının anne ve babaların yüreklerini dağlaması, ekonomide özelleştirme adına kritik yerlerin yabancı sermayelere pazarlamacı havasıyla peşkeş çekilmesi, Türklük bilincinden uzaklaşılması zannederim ki; Ulu Önderin politikalarından ne kadar saptığımızın birer göstergesidir.

İnanıyorum ki, bu Atatürk'ün ilke ve hedeflerine ödünsüz uyulması ve Atatürk'ü gerçekten anlayabilinmesi ile bugünleri geride bırakabiliriz.

Atatürk ile ilgili önemli bir noktaya daha işaret etmek isteriz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin temelinde Büyük Ata'nın 'Ne Mutlu Türküm Diyene' felsefesi yatar. Bu felsefe milli sınırlarımız içerisinde yaşayan; dini, mezhebi ve ırkı ne olursa olsun her vatandaşımızın kendisini Türk kabul edip kendisini milletine adaması, aralarında hiçbir farkın ve tercihin olmadığına delalet eder. Ülkenin ve Milletin bölünmezliği bu vecizede manasını bulur. Millet olarak; kaderde, tasada ve kıvançta bir olmanın esası yine bu vecize ile anlam kazanır. Esasen bu düşünce, Devlet olabilmenin de baş şartıdır. Öte yandan bu felsefe, Cumhuriyet rejimi ile büyük bir uyum sağlar ve en sağlıklı milli bünyenin teşekkülüne yardım eder. Bu nedenledir ki; Atatürk İlkeleri üzerinde bina edilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti, geçmişte olduğu gibi gelecekte de bütün milletin Tek Millet, Tek Devlet İlkesine bağlı kalması suretiyle devam edecek ve O'nu hiçbir güç bölüp parçalayamayacaktır.

Türk Gençliği ve Milleti yarım asrı geçen Cumhuriyetimizi, çeşitli zamanlarda maruz kaldığı tehlikeler karşısında daima korumuş ve hain emellerin oyununa hiçbir zaman gelmemiştir. Bundan sonra da gelmeyecektir.

Bugün, Büyük Atatürk'ün yolundan giden bizlere düşen görev de yüzümüzü geleceğe dönmek, ufkumuzu geniş, hedeflerimizi büyük tutmaktır.

Bunun için, 10 Kasım'ları aydınlık geleceğimize yönelik atılımlarımızın esin kaynağı haline getirmeliyiz. Atatürk'e saygının gereğinin bu olduğuna, O'nun manevi huzuruna ancak bu şekilde başımız dik olarak çıkabileceğimize inanıyoruz.
Ölümünün 67. Yılında Ulu Önder Atatürk'ün aziz hatırasına ve Türk milleti olarak bizlere bıraktığı mirasa olan bağlılığımızı yineliyor, saygılarımızı sunuyoruz.




Ülkü Ocakları
Eğitim Kültür Vakfı
Genel Merkezi

DOKUZ IŞIKIN ESASLARI


Bagımsız son Türk devletini koruyabilmek için, milli bir görüs etrafinda birlesmek zorundayız. Bu görüs Dokuz Işık görüsüdür. Dokuz Isıkçılar, Türk milletine, tarih ve kültürüne dayanan, ona inanan bir doktrindir. Bunun nasyonal sosyalizim ile hiç bir ilgisi yoktur.
Türkiyemizin hizla kalkindirilmasi, çaglar üzerinden siçrayarak Türk milletinin atom ve uzay çagina sokulmasi ile mümkündür. Bu da herseyden önce dünya çapinda çok üstün kaliteli ilim adamlari ve yüksek teknisyenler kadrosu meydana getirmeye bagli bulunmaktadir.
Bizim inancimiza göre, yabanci memleketlerin sartlari altinda meydana getirilmis bulunan yabanci doktrinler ve yönetim sistemleri taklit edilerek Türkiye´nin kalkindirilmasi saglanamaz. Ne kapitalizm ve liberalizm, ne de komünizm. Türkiye için yararli olamaz. Türkiye´yi kalkindiracak sistem ve görüs ancak Türk milletinin özelliklerine uygun, müslüman Türk milleti realitesini göz önünde bulunduran ve modern ilim ve teknigi yol gösterici kabul eden milli bir görüs olmalidir.
Bunun kisaca formülü Türk emek potansiyelinin, milli üretim faktörlerine rasyonel bir sekilde baglanmasi, devletin vatandaslara üretim yollarini açarak bütün tedbirleri almasi ve kolayliklari temin etmesi ve milli gelirin artmasinda kendisine düsen esas rolü oynamasidir.
Iste biz böyle milli bir doktrin sahibi bulundugumuz iddia eden bir kadroyuz. Milli görüsümüzün adi<< Dokuz Isik Doktrini >>dir. Bu görüs dokuz ana ilkeye dayanmaktadir. Bu ilkeler sirasiyla sunlardir:



MİLLİYETÇİLİK
Her sey Türk milleti için, Türk milleti ile beraber ve Türk milletine göre sözleriyle özetlenebilecek, Türk milletine baglilik, sevgi ve Türkiye devletine sadakat ve hizmettir.

ÜLKÜCÜLÜK
Türk milletini en ileri, en medeni, en kuvvetli bir varlik haline getirme ülküsüdür.

AHLAKÇILIK
Türk milletinin ruhuna, örf ve adetlerine uygun yüksek varligini korumayi ve gelistirmeyi ön gören esaslara dayanir.

ÍLÍMCİLİK
Olaylari ve varligi ön yargilardan ve art düsüncelerden siyirarak ilim mentalitesi ile incelemek ve girisilecek her çesit faaliyette ilmi önder yapmak prensibidir.

TOPLUMCULUK
Her çesit faalietin toplumun yararina olacak sekilde yürütülmesi görüsüdür. Içtimai ve iktisadi olmak üzere iki ayri bölüme kapsamaktadir. Iktisadi görüs olarak mülkiyeti esas kabul eder, fakat mülkiyetin millet zararina kötüye kullanilmasina karsi olan bir görüsü belirtir. Karma ekonomiyi ve ana stratejik iktisadi faaliyetlerin devlet kontrolunda bulunmasini öngörür. Sosyal görüs olarak sosyal adalet düzeni, firsat esitligi, sosyal güvenlik ve sosyal yardimlasma teskilati kurulmasini kabul eder.

KÖYCÜLÜK
Köyleri tarim kentleri haline birlestirerek kalkindirmayi öngörür. Köylünün tefecilerin elinden kurtarilmasi ve ihtiyaci olan kiredi ve diger yardimlarin saglanmasi için kooperatiflesmeyi hedef alir. Bilhassa orman bölgesinde yasayan köylüleri öncelikle ve hizla refaha kavusturmak amacini güder.

HÜRRİYETÇİLİK VE ŞAHSİYETÇİLİK
Birlesmis Milletler Anayasasinda yazili bütün hürriyetlerin saglanmasini gaye edinmisdir. Insanlarin sahsiyet olarak gelistirilmesini toplumun kalkinmasi için yararli bir yol olarak kabul eder.

GELÍŞMECİLİK VE HALKÇILIK
Insanlar ve medeniyetler daima daha iyi, daha güzeli, daha mükemmeli istemek ve aramakla gelisir. Elde edinenle yetinmemek ve daima daha ilerisini istemek ve bunu elde etmek için gayret göstermek suurudur. Ancak bu gayret ve çabalarda Türk milletinin tarihinden, milli benliginden ve kökünden kopmadan yükselmek ve ilerlemek gayedir. Yapilacak her iste halka dogru, halkla beraber olmayi ilerlemenin, yükselmenin vazgeçilmez bir prensibi olarak kabul ederiz.

ENDÜSTRİCİLİK VE TEKNIKÇİLİK
Türk milletinin kalkinmasi için acele sanayilesmesi lazimdir. Dokuz Isik görüsümüzün esaslari gayet özet olarak bunlardir.

Dokuz Isik, nasil kapitalizmi, marksist sosyalizmi retediyorsa, nasyonal-sosyalizmi ve fasizmi de rededer.Nasyonal-sosyalizim ve fasizim, kapitalizmin dejenere bir sapmasi olup, insan hak ve hürriyetlerine inanmayan gerici diktatörlüklerdir. Dokuz Isik ise, insan sevgi ve saygisina dayanir, ferdi ve iktisadi hürriyetleri bir bütün olarak gerceklestirmek isteyen demokratik bir görüsdür. Ilahlastirilmis fasist devletçilige, putlastirilmis nazist irkçiliga inanmiroruz. Fosillesmis söhretlerin yaptigi gibi siyasi kariyerinin belirli bir dönemde fasist, belirli bir döneminde kapitalist, diger bir döneminde sosyalist olmak, bizim politika ahlakimizda yokdur. Biz, Türk´e asik, Türk vatanina asik Dokuz Isikçilariz. Amacimiz bu kutsal vatan üzerinde Büyük Türk milletinin ebediyyen bagimsiz yasamasini saglayacak milli görüsü çizmek, bunu savunmaktir.

Dokuz Isik ilkelerinin basinda yer alan milliyetçilik, diger ilkelerin arasinda bulunan toplumculuk ilkesinin kavramindan daha genis bir kavramdir. Milliyetçilik kavrami içinde toplumculuk da vardir. Fakat, iktisadi ve sosyal kalkinma görüslerimizi belirtmek için düsüncelerimizi ayri bir toplumculuk ilkesi altinda ifade etmek yararli görülmüsdür. Toplumculuk derken, milletin varligini, toplum menfaatinin ,fertlerin üzerinde olduguna isaret etmek isteriz. Bu arada su noktayi tekrar önemle belirtelimki Nasyonal – sosyalizm, kapitalizmle, laboratuvar (Antropolojik)irkciliga ve antidemokratik bir siyasi espiye sahipken, Dokuz Isikçilik, Türk toplumculuguna, sosyal-psikolojik (manevi) bir soyculuga ve gerçek demokrasiye inanmaktadir. Türk milletinin gönül ve tasvibinden, tercih ve oyundan geçmeyen iktidar yollarina inanmiyoruz. Iktidar olduktan sonra da, demokratik yollarin gercek bir sekilde islemesine inaniyor, bunu savunuyoruz. Türk milliyetçilginden devamli sekilde korkanlar, Türk´ü hiç bir zaman benimsemeyen enternasyonalistler, milli olan her görüse daima karsi çikmislardir. Bunu asla, bir an için dahi unutmamaliyiz.

Bugün Anadolu yaylasinda yanliz Türk milletinin degil, tüm insanligin kaderi yogrulmaktadir. Bu bakimdan Türkiye´deki milliyetçiligi, köklü moral gelismeleri, içte ve dista desteklemek gerekir.On alti büyük imparatorluk kurmus bulunan ve insanliga örnek bir ahlak sunan üstün manevi degerlere ve dünyada emsali az, zengin bir ülkeye sahip bulunan Türk milleti, iktisaden geri kalmis basamakda olamaz. Bugünkü sonuçda hiç bir iktidar bu hatayi bulup ortaya koymus degildir. Daima keramet anayasada görülmüs, devrimlerin ruhu, sekillere mahkum olmus, muhtevaya inilmemistir. Demokrasi anlayisi havada kalmistir. Demokrasi insan varligina sevgi ve insan iradesine sayginin bir ifadesidir. Taklit ve kopyacilik ise milli sahsiyetimizin zedelenmesine sebep olmus, Türk aydini dis dünyadan kendi toplumumuza ilim, teknik getirmek yerine Batinin batil ve kokmus itikat ve itiyatlarini getirmistir.

Ülkeyi, devlet varligini ve millet hayatini büyük belalardan kurtaran Kuvay-i Milliye ruhu cepheden tarlaya, tarladan laboratuara ve dengeli iktisadi kalkinma alanlarina intikal ettirilmis oldugundan ötürü milletçe büyük firsat kaçirilmis ve büyük bir zaman kaybedilmistir.

Türkiye´nin bugün basta insan varligi ve insan gücü olmak üzere bütün imkanlari ilim, ahlak ve adalet suuru içinde seferber edilmelidir. Bu hareket var olmak, yok olmak endisesi ve korkusuna dayanmamali, büyük devlet olmak azim ve karari iradesinden dogmalidir. Türk milleti elbet bu hedefe ulasacak, insanligi hayira çagirmak, kötülükden meneylemek ve iyiligi emretmek gibi tarihi ve manevi görevini yerine bir kere daha getirecektir. Tarih buna ait ispatlarla doludur.

Türk milletinin yükselisi için bu büyük hamleleri yapmak zorundayiz. Millete hizmet yolunda ne kadar büyük güçlükler ve tehlikelerle karsi karsiya oldugumuzu bilmekdeyiz; fakat güclükler bizim azmimizi ve mücadele gücümüzü bir kat daha arttirmaktadir. Muvaffak olacagimiza emin bulunuyoruz.

bozkurtdestan.jpg

NEDEN DOKUZ IŞIK
Her şeyini Türklüğün tarihinden almış olan modern ilmi, tekniği önder kabul etmiş olan bir görüştür. Bunun kuvvetini almış olduğu temel kaynak Müslümanlık ve Türk'lüktür. Türk insanına karşı sonsuz sevgi, insan haysiyetine karşı sonsuz saygıdır. Neden temel kaynak Müslümanlık ve Türklük'tür? Çünkü bu millet Müsülüman ve Türk milletidir. Türk olarak binlerce yıllık şanı ve şerefi vardır. Bin yıldır İslâmiyet'i benimsemiştir. Geri kalmişliğin, milliyet ve din ile alakasi yoktur. Bu temeller üzerine inşa edilmiş yeni bir sistem millî bir doktrindir. Dokuz Işik.

Haydi yür´ü! Medeniyet, şeref, şan
Genç anlında millî ru'ya görenin
Eski, yeni hür ve mes'ud Türkistan
Bütün Asya ve istikbâl hep senin!...



YOLUMUZ UZUN VE ÇETİNDİR:
Bütün dünyada bir fikir savasi yapiliyor. Bir sürü doktrin çarpisiyor. Türkiyede son zamanlarda kapitalistlerin ile komünüstlerin fikri bir çatismaya girdiklerini gördük. Bu iki felsefe de ithal mali, ikisi de maddeci ikisi de Türk Milletine yabancidir. Biz buna karsi yüzde yüz yerli, yüzde yüz milli, maneviyatci bir doktrin ile ortaya çikdik. Bunun adina <> dedik. Biliyorsunuz<> rakami Türklerce daima kutlu sayilmis bir rakamdir. Biz prensiplerimizi ortaya koyarken buna da dikkat ettik ve yüzde yüz milli bir doktrini ortaya koyduk. Bütün dünyada yapilan bu fikir ve taktikler savasinda ancak kendi milli bünyemize uygun, ötekinlerden daha yüksek ve daha ileri bir fikirle galip gelebilirdik. Dokuz Isik, bu maddeci fikirlerin daha ilerisindedir. Dünyanin en büyük silahi fikirdir. Fikirsiz hicbir hareket basari kazanamaz. Ben size bu silahi veriyorum. Dokuz Isik doktrinini anlamaya çalisiniz. Onun etrafinda demirden bir halka olarak büyük hedefe yürüyünüz.
Sizlere kolay bir basari vaad etmiyorum. Kisa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çikmasinlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karsimiza menfaat teklifleri, tehditleri ve daha bir yigin engel çikacakdir. Bu çetin yola dayanabilecekler, bizimle gelsinler. Cesur olanlar,kuvvetli olanlar, gerçekden inananlar kafilemize katilsinlar.
Bu hareketi sirtladik, hedefe dogru yürüyoruz. Bana bu serefi verenlere tesekkür ederim. Düsüncelerimizden taviz vermeden sapmadan yürüyoruz.Egilmeden, eskisinden daha hizli olarak hedefe kosuyoruz. Bizler, geçici ikballere, menfaatlere yenilmedik. Inanmis kisiler yenilmez. Bu ruh ve suurla gidiyoruz. Istikbale inanarak ve güvenerek bakiniz. Hedefin alinacagindan asla süphe etmeyin.
Kosan elbet varir, düsen kalkar
Kara tastan su damla damla akar.
Birikir, sonra bir gümüs göl olur.
Arayan hakki en sonunda bulur.

 

kara.jpg

bozkurt2.gif

BOZKURTLARIN KUR'ANI VAR,
ALLAHIDIR ONA TEK YAR,
GÜLLERINE YAGMASIN KAR,
ÍMANLARI SÖNMEDÍKÇE!

Bozkurt nedir? Bir birlerini takip etmis olan bir çok Türk nesillerinin ortak mali olan millî destan parçalarimizda, Türklere yol göstericilik yapan, Türkleri zaferlere götüren sembol...

Her milletin tarihi bir veya bir takim mitoloji ile baslar. Yazi icad edilmeden evvel mitolojiler vardi. Agizdan agiza söylenerek, nesilden nesile geçiyordu. Yazi icad edildikten sonra, o zamana kadar halkin agzinda dolasan ve bir milletin topyekûn yasantisinin izahi demek olan mitoloji (yahut mitoloji seklindeki yazi) yazilmaya baslandi. Her milletin mitolojisi gibi Türk mitolojisi de yanliz bir kisi tarafindan yazilmadi. Önce Hikâye ve masal yazmaya merakli olan kimseler, bulunduklari yerdeki hikâye ve masallari halkin agzindan dinliyerek yazdilar. Uzun tarih içinde hikâye ve masallardan bir kaç tanesini küçük bir brosürde yazip topluyanlar oldu. Böylece 8-10 Mitoloji (hikâye) bir kitapta toplanmis oldu. 8-10 Mitolojiye, yeni mitolojiler ileve edenler oldu. Böylece 15-20 Mitoloji bir kitapta toplanmis oldu. Böylece daha büyük bir mitoloji kitabi yazilmis oldu.

Íngilizler için Aslan, Ruslar için ayi, Íranlilar için Pars, yahut kaplan, Japonlar için ejder. Ítalyanlar için Romüs ve Romülüsü Kurt ne ise, Türkler için de Bozkurt odur. Bir aydin kisinin Bozkurd'u kabul etmemesi, aydin geçinen bu insanin kendi milli tarihini bilmemesi, milli tarihi ret ve inkâr etmesi demektir. Kendi milletini ve onun bayragini kabul etmemesi demektir. Kurdu kabul etmemek, en azindan büyük ecdadi inkâr etmek, tanimamaktir.

Kendi milletine ve milliyetine hürmet etmiyene kimse hürmet ve itibar etmez.

Türk milletinin yaratilis destaninda kurt karsimiza öyle bir hasmet öyle bir mânâ ile çikiyor ki, ona gönül vermemek elden gelmiyor. Türklügün bilincine varmis olan herkesin onu benimsememesi mümkün degil.

Hunlar devrine yaklasirken ve özellikle Hunlar devrinde (M.Ö.220-M.S. 220) Bozkurt karsimiza daha sumüllü olarak çikiyor. Artik Bozkurt sadece ilâhi bir Ata veya sadece bayrakta milli bir sembol degildir. Bunlarla beraber Bozkurt, ilâhi bir güç, orduya yol gösteren bir klavuz, darda kalanlarin yardimina kosan bir Hizir, Hakan'a ve orduya ihtiyat, ihtimam ve temkin dersi veren bir hoca sembolü olarak karsimiza çikiyor. Bozkurt Oguz Han'la ve ordusu ile beraber savasiyor. Bu hal, en azindan orduya moral veren ve onu zaferden zafere kosturan bir faktördür. Artik Bozkurt savasçiligin, cesaretin, bir sembolüdür. O kurt olmaktan ziyade, Kurda benzetilen bir kurtarici ve bir kahramandir. Bilgin ve akilli bir Hakan'dir.

Bir millet için, özellikle milletin içinden çikip gelen ordu için ihtiyat, temkin, ihtimam gibi hasletler, üstün moral sahibi olmak, kendisine ve kendi gücüne güvenmek, bütün bunlarin üstünde hakli bir is yaparken Allah'in (Putperest dahi olsa) yardim edecegine inanmak, kötü hasletler midir ki, bunlari temsil ve sembolize eden Bozkurt ve onun sahsinda Türk'üm diyen gençler horlanmaktadir. ATATÜRK'e de Bozkurt deniliyordu. ATATÜRK de mi hor görülüyor?

Bozkurd'un Buzdagindan, dagi ve tasi, tozu ve dumani birbirine katarak hizla inmesi ve ordunun önüne düsüp yürümesi, bana tarihi bir gerçegi hatirlatti.

Ílkçaglarda Mezepotamya, Ortaanadolu ovalari, Dogu'da Pasinler ovasi ve Medya meskun ve medeni ülkeler iken, yüksek ve ormanlarla kapli olan Güneydogu Anadolu, insanlarla meskûn degildi. Buralarda vahsi hayvanlar ve sürüler halinde kurtlar yasardi. Kisin her taraf 100-120 cm karla kaplaninca, yiyecek bulamiyan ve aç kalan kurtlar, sürüler halinde Mezepotamya, Ortaanadolu ve Medya ovalarindaki agillara, koyun sürülerine saldirirlardi. Kurtlarin geldikleri Güneydogu Anadolu'ya o devrin insanlari Kurdistan diyorlardi. Kurdistan'a 1071 den sonra kalabalik (Kurbaba) kabileleri de yerlestirilmis oldugu ve bu kabilelere, Güneydogu Anadolu'nun Selçuk Sultani A.Keykubat tarafindan temlik edildigi ayni mintikaya yine Kurdistan denildigi M.Serif Bey tarafindan Varto Tarihi ile tesbit edilmistir.Kurdistan'a Kürdistan denilmesi maksatli degilde nedir?...

Yukarida temas ettim ya.. Efendim Kurdun tek basina ve mücerret olarak bir mânâsi ve önemi yoktur. Kurt, Türk kültürünün bir unduru, bir bölümüdür. Türk kültür ve medeniyeti, edebiyati, tarih ve sosyal yasantisi, devlet ordu sevk ve idaresiyle beraber mütalâa ettigimiz zaman kurdun önemi daha iyi anlasilir. Mesele kurdu hor görmek ve inkâr etmek meselesi degildir. Kurdun sahsinda Türk Kültür ve medeniyetine sahip çikma meselesidir. O Türk idealinin, Türk dinamizminin önemli bir parçasi ayrilmaz bir bölümüdür. Siz kurdu kabul etmez, kürt tabirini kabul ederseniz, sizKurdistan'a Kürdistan derseniz, bundan cesaret alanlar, millî sinirlar içinde Kürdistan devlet kurmaya kalkarlar. Konu memleketin bütünlügü açisindan ele alininca, Kurd'un onu kabul veya inkâr etmenin önemi biraz daha açik anlasilir sanirim.


 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

KARAMAN İLÇELERİ VE KÖYLERİ

1/8/2007

İlçelerimiz
İlimizin ilçeleri

Alt Bölümler:

Yeni mesaj yokErmenek
Yeni mesaj yokSariveliler
Yeni mesaj yokKâzimkarabekir

 


 

Yeni mesaj yokAyrancı
Yeni mesaj yokBaşyayla

 

 

 

 


Kasabalarımız
Karamanımızın kasabaları
Alt Bölümler:

Yeni mesaj yokAkcasehir
Yeni mesaj yokKilbasan
Yeni mesaj yokKisecik
Yeni mesaj yokSudurağı

Köylerimiz
Alt Bölümler: Yeni mesaj yokEĞİLMEZ
Yeni mesaj yokSüleymanhacı
Yeni mesaj yokPınarbaşı
Yeni mesaj yokKameni (Boyalitepe)
Yeni mesaj yokKızıllarağini Köyü
Yeni mesaj yokBenim koyum niye yok?
Yeni mesaj yokSalur


Yeni mesaj yokTaşkale
Yeni mesaj yokYeşildere
Yeni mesaj yokYollarbaşı

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

RESİMLERLE KARAMAN

1/8/2007

 

♥♥♥ Yaşadığım her andan öte can bildim seni candan öte,
hatta ve hatta senden öte tek seni sevdim yar... ♥♥♥
 
 
♥♥♥ Yaşadığım her andan öte can bildim seni candan öte,
hatta ve hatta senden öte tek seni sevdim yar... ♥♥♥
Güneş - ait Avatar
sen ögrettin sevmeyi ''karaman '' bana.
 
 
 
 
 
 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı